OKUMA-ANLAMA ÜZERİNE

Giriţ

Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir iletişim aracıdır. Düşünme yeteneği, düşündüğümüzü anlatma ve başkalarıyla iletişim kurma dilden yararlanma yeteneğimiz ile doğru orantılıdır.

 Günlük ihtiyaçlardan bediî ihtiyaçlara uzanan zincir içerisinde dilin önemi büyüktür. Çünkü insanın, maddî, manevî ihtiyaçlarının yanında bediî ihtiyaçları da vardır. Maslov, bu ihtiyaçları bir piramide benzetmiş ve bunu yukarıdan aşağıya doğru şu şekilde belirtmiştir.

Bu şemadan da anlaşılacağı üzere, insanın kendini gerçekleştirebilmesi için tüm bu ihtiyaçlarını dengeli bir şekilde karşılaması gerekir. Bu çerçevede dilin dolayısıyla da okuma-anlamanın yeri tartışılamaz.

İster dil edinimi noktasında ana dili olarak, ister dil kazanımı noktasında yabancı dil olarak elde edilen dil yeteneği; okuma ve dinlemeden oluşan anlamaya, yazma ve konuşmadan oluşan anlatmaya dayalı temel becerilere dayanır. Bu dört beceri arasında sıkı bir bağ söz konusudur. Sağlıklı bir düşünce ve iletişim için bu becerilerin birbirine paralel bir şekilde geliştirimesi gerekir. Aksi takdirde iletişimde ve düşüncede kopukluk olur ve insan kendini gerçekleştiremez. Bu kopukluğu önleyebilmek için iyi bir okuma, dinleme, yazma ve konuşma yani kısaca anlama ve anlatma eğitimine ihtiyaç vardır. Bu dört becerinin; neyi, nasıl, niçin ne zaman ve nerede sorularına cevap oluşturulacak şekilde geliştirilmesi bu eğitimin temel amacı olmalıdır. Biz bu yazımızda genel hatlarıyla okuma-anlama becerisi üzerinde durmak istiyoruz.

Öncelikle okumanın kısa bir tanımını yapacak olursak "okuma, basılı veya yazılı metinleri duyu organlarımız vasıtasıyla algılayıp bunları anlamlandırıp yorumlama işidir". Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere okumada üç unsur bulunmaktadır. Bunlardan birincisi "yazılı veya basılı metin", ikincisi "duyu organlarıyla bu metinlerin algılanması" ve üçüncüsü ise "okunan metinlerin anlamlandırılması ve yorumlanmasıdır." Gerçek bir okuma ancak, bu üç unsurun eksiksiz bir şekilde bir arada bulunması hâlinde gerçekleşebilir. Yani okuma, sadece harflerin seslendirilmesi değildir. Çünkü dil, düşünceyi ve duyguyu iletme noktasında; bulunduğu kültürü ve toplumu yansıtan bir ayna konumundadır. Bunu, deyimlerde, mecazlarda görebiliriz. Meselâ; “ölme”nin “ecel ţerbeti içmek” ţeklinde tabir edilmesi gibi.

Günümüzde insan, sözlü ya da yazılı olarak bir bilgi akınına uğramaktadır. Bu akın içerisinde insanın çağa ayak uydurabilmesi ancak, en kısa zamanda en iyi şekilde ve en özü yakalayacak şekilde bilgiyi algılaması ile mümkündür. Bu noktada görmek, duymak kadar hatta ondan da önemlisi; neyi, ne zaman, nerede okumamız yanında niçin okumamız gerektiği ayrı bir önem taşımaktadır. Çünkü rast gele yapılan okuma, bu bilgi akını içerisinde insan zihninde karmaşa ve karışıklığa sebep olacaktır. Bundan kaçınmak için okumayı sistemli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirmek gerekir.

Nasıl Okunacağı Konusunda Okumayı Kolaylaştırıcı Teknik Özelliklerin Okumadaki Yeri ve Önemi

Okunacak "basılı ve yazıtı metinler"i hem metinlerin fizikî yapısı, hem de içeriği açısından değerlendirecek olursak; her ikisinin de metnin kolay anlaşılmasına yardımcı olacak ve insanın yapısına uyacak şekilde düzenlenmiş olması okumanın hızını artırıcı bir unsurdur. Örneğin satır uzunluğunun 6, 7, 8 cm. arasında olması gözün görüş genişliği bakımından en uygun mesafedir. Satır uzunluğu büyüdükçe okumada buna paralel olarak zorlaşmaktadır. Bunun yanında yazılı kısmın 3,5 cm. soldan, 1,5 cm. sağdan içte yerleşmiş olması da algılama açısından kolaylık sağlamaktadır.

Diğer taraftan metinlerde kullanılan puntonun, hitap edilen yaş gruplarına, başlık olmasına, gazete yazısı olmasına kısaca yazının niteliğine göre belli büyüklükte olması okunacak metin açısından dikkat edilmesi gereken diğer bir husustur. Bununla ilgili olarak yaş gruplarına uygun punto büyüklükleri aşağıda gösterilmiştir (TEKIŞIK:1984).

"6-7 yaţ için 24 punto

7-8 yaţ için 18 punto

8-9 yaţ için 14 punto

9-12 yaţ için 12 punto

12 yaş ve yukarısı için 10 punto"

Görüldüğü gibi yaş büyüdükçe punto küçülmektedir.

Diğer taraftan okunacak metinlerdeki kelimelerin öncelikle o dilin imlâsına uygun şekilde yazılmış olması gerekir. imlâsı düzgün olmayan kelimelerden kurulu bir metinde, anlatım bozuk olacağı için anlama kopuk olacak ve yazan ile okuyan -varsa dinleyen- arasında iletişim kurulamayacaktır. Bu konuda düzeltmenlere, yayıncılara önemli işler düşmektedir.

Okuyucu açısından bir metinde bilinmeyen kelimelerin sayısı, bilinen kelimelerin sayısının azamî olarak üçte biri kadar olmalıdır. Aksi takdirde okuma gerçekleşemez. Çünkü okuma daha önceden de değindiğimiz gibi sadece harflerin seslendirilmesi değildir. Bunu bir şemayla gösterecek olursak bir metnin anlaşılması için ortak bir bildirişim alanına ihtiyaç vardır.

Öte yandan, metinlerin türü de okumayı kolaylaştırıcı bir diğer noktadır. Biz bir hikâyeyi, bir romanı farklı okuruz; bir makaleyi, bir ilmî yazıyı farklı okuruz, sözlüğü farklı okuruz. Hatta paragrafı bile okumak _ana fikrin başta, ortada, sonda veya bütününde olmasına göre_ ayrı bir dikkat ister. Bu türlere ilişkin şekillerin ve yapıların bilinmesi de okumada büyük kolaylık sağlar. Örneğin bir edebî türde (hikâye, roman vb.) kişiler, olaylar, fikirler, konu, zaman vb. hususlar üzerinde durmak gerekir. Bir ilmî makalede ise daha farklı bir dikkat ve bakış açısı ile konuya yaklaşmalıdır.

Nasıl Okumalıyız?

Okuma, sesli ya da sessiz okuma olarak iki şekilde yapılır. Sesli ve sessiz okuma becerilerinin kazanılarak, gerektiği yerde gerektiği şekilde kullanılması okumayı ve dolayısıyla da bilgi edinmeyi kolaylaştırır.

Sesli okuma, yazının doğru ve konuşma dilinin özelliklerini yansıtacak biçimde seslendirilmesine denir.

SESLİ OKUMA

Sessiz okuma, ses organlarından herhangi birini hareket ettirmeden, gövde ve baş hareketleri yapmadan yalnız gözle yapılan okuma türüne denir.

SESSİZ OKUMA

Sessiz okuma kendi içinde:

1) Göz atma/Göz gezdirme: Bir kitap, konu, kelime vb. materyallerle ilgili belli hususların tespiti ile ilgili okuma. Bu tür okuma kendi içinde beşe ayrılır.

a) Oryantasyonlu okuma: Herhangi bir yazıda esasa ilişkin bilgileri öncelikle okumaya denir. Örnek: Gazetede manşetin okunması gibi.

b) Selektif / Seçmeli okuma: Belirgin noktaların sistematik olarak okunmasına denir. Bu da kendi içinde kaynağını alma, yerini bulma ve yarı seçmeli okuma olmak üzere üçe ayrılır. Örnek, bir kitabın adının, içindekilerin, ön sözünün okunması gibi.

c) Paragraf okuma: Ana fikrin, paragrafın başında, ortasında, sonunda veya paragrafın bütününde verildiğinden hareketle yapılan okuma türüdür. Okumada Paragrafın olumlu veya olumsuz şekilde bitip bitmemesi de önemlidir. Bu tür okumada, paragraftaki ana fikir ve yardımcı fikirler bulunur.

ç) Sütun okuma: 5 cm. uzunluktaki satırı bir 7, 8 cm. uzunluktaki satırı iki ve 10, 11 cm. uzunluktaki satırı üç dik çizgi varmış gibi okumaya sütun okuma denir.

(Bacon, Denemeler, 1934 Çev.: S. Korkut)

(Bacon, Denemeler, 1934 Çev.: S. Korkut)

d) Çapraz okuma: Satır uzunluğu 6, 7 cm. ise sütunlar iki eşit parçaya yerleşecek şekilde yapılan okuma türüdür.

2) Çabuk okuma/Hızlı okuma: Dakikada daha fazla kelime okuma ve okuduğu kelimeyi anlama faaliyetidir.

3) Düzgülü okuma/Normal okuma: Yargılama ve değerlendirme yaparak okuma türüdür. Bu tür okumada özet çıkarma, not alma vb. çalışmalar yapılabilir.

4) Ağır okuma/Yavaş okuma: Her bir kelimenin üzerinde tek tek durarak yapılan okumadır. Bir felsefî metnin okunması bu tür okumaya örnek gösterilebilir.

Okurken neyi nasıl okuyacağımız kadar, okuma yapılacak yer c:e önemlidir. Okuma yapılan yerin yeteri kadar aydınlık olup olmadığı gibi hususlara da dikkat edilmelidir.

 Sonuç

Okumak, okumak ama her şeyi gelişi güzel okumak değil, disipline edilmiş, eleştirel bir yaklaşımla okumak. Okumak, okumanın bir amaç değil bir araç olduğunu bilerek okumak, ilgi alanlarımız, mesleklerimiz doğrultusunda ilmî eserleri, ilmî eserler yanında, edebî ve felsefî eserleri de okumak. Kısa zamanda çok şey ifade edecek şekilde özümseyerek okumak.

KAYNAKLAR

 Güneţ, Firdevs, Hızlı Okuma Teknikleri, Ocak Yayınları, Ankara 1993, 302 s.

Kadıoğlu, Muhsin, Çok Hızlı Okuma Teknikleri, Alkım Kitapçılık ve Yayıncılık, Genişletilmiş 7.baskı. Ankara 1993. 319 s.

Kılıç, Mehmet, “Okuma Faaliyeti Üzerine Düşünceler”, Türk Dili-Dil ve Edebiyat Dergisi, Sayı: 518, Şubat 1995, ss. 183-187.

Özdemir, Emin, Eleţtirel Okuma, 1.baskı, Ekim 1995, 192 s.

Ruţen, Mustafa, Hızlı Okuma, Alfa Basım Yayın Dağıtım. 12. baskı, İstanbul 1995, 344 s.

Tekışık, H. Hüsnü, "Ders Kitapları" Tercüman Gazetesi Millî Eğitim Sempozyumu Tebliğler, Istanbul, Ocak 1984, 160. S.

Telman, Nursel, Hızlı ve Etkin Okuma, Epsilon Yay. 1996.

Yabancılara Türkçe Öğretiminde Yöntem Dersi, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkçenin Eğitimi ve Öğretimi Ana Bilim Dalı Doktora Programı., 1995 güz dönemi ders notları.

Dr. Reţide GÜRSES 

 NOT: Bu yazı için bk.: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Bülteni, Eylül 1996, Sayı: 28, Cilt: IX, ss. 98-103.