Sıkça Karıştırılan Sözler

 
 Söz    


yakın  yaklaşık    yakınlık  uzaklık    yar  yâr    yaşantı  hayat    yoksul  yoksun    yönetmenlik  yönetmelik    suni  sünni    masuniyet  masumiyet   

indirmek

  (-i) 1. Yüksekten, sarp ve kötü yerden veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak: "Zeynep'i o sel yatağından, yağdan kıl çeker gibi indirdi." -Y. Kemal. 2. Bir taşıt veya binek hayvanından aşağıya almak. 3. Fiyatını azaltmak, düşürmek. 4. Hızla vurmak: "Genç adamın başına son darbeyi indirdi." -Y. K. Karaosmanoğlu. 5. Kapamak: Kepenkleri indirmek. 6. (nsz) Yağmur, sis, birdenbire bastırmak: "Haberlerle birlikte hızlı bir yağmur indirdi." -N. Cumalı. 7. Kırmak, tahrip etmek: Göstericiler yapının camlarını indirmişler.


indirgemek

  (-e) 1. Daha kolay ve yalın duruma getirmek. 2. (-i) kim. Bir maddenin oksijenini alarak oksit özelliğini yok etmek, irca etmek. 3. (-i) mat. Bir işlemi daha kısa veya daha yalın bir biçime sokmak, irca etmek.