Sıkça Karıştırılan Sözler

 
 Söz    


hakimane  hâkimane    hal  hâl    hala  hâlâ    haya  hayâ    ilgili  ilişkin    indirmek  indirgemek    irtica  iltica    isal  ishal    kabil  kabîl    kam  kâm    kamelya  kameriye    kanun  kânun    kap  kâp    kaplı  çevrili    kar  kâr    karşın  karşılık    katil  ka:til    konsantre  konsantrasyon    kurgu  kurmaca    lam  lâm    mahsur  mahzur   

yakın

  sf. 1. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. 2. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan: "İklim ile toprağın bereketi ve insanın faaliyeti arasında yakın bir münasebet vardır." -C. Meriç. 3. Aralarında sıkı ilgi bulunan: "Her birinin muhakkak bir yakın arkadaşı vardır." -E. Şafak. 4. Benzeyen, andıran, yaklaşan: "Beş dönüme yakın bahçesi bir ormanı andırırdı." -Ö. Seyfettin. 5. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan: "Elli yaşında adam, ellisine yakın kadın..." -S. F. Abasıyanık. 6. a. Uzak olmayan yer: Yakınımızda otururlar. 7. a. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba: "Türkçe konuştuğu için bana kendi yakınlarımızdan biri hissini veren yaşlı garson yanımıza geldi." -Y. K. Karaosmanoğlu.


yaklaşık

  sf. Gerçek değeri ve miktarı değil, ondan az fazla veya eksik bir niceliği gösteren, aşağı yukarı bir değerlendirme yapılarak bulunan, takribî: Yaklaşık bir hesap. Yaklaşık bir sayı.